Bebeğim Neden Uyumuyor?

 

Ulaş ile birlikte hastaneden eve geldiğimizde bir bebeğin nasıl uyuyacağı, ne sıklıkla uyuyacağına dair hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. Ulaş uyudu beşiğine koydum. Eşim hadi içeri gidelim deyince, nasıl yani, bu kadar mı? Başka bir şeye gerek yok mu dedim. İlk birkaç gün sanırım başka bir şeye gerek kalmadı gerçekten. Ben bu birkaç gün Ulaş’ı hala memeye tutturamadığım için kendimi deli gibi suçlayıp, yetersiz hissetmekle meşguldüm. (Hayatımın en çaresiz, en kötü üç günü, Ulaş’ın memeyi almadığı o ilk üç gündü. Bunu okuyan ve beni iyi anlayan annelere kocaman sarılıyorum.) İlk birkaç gün sonrası Ulaş biraz mızırdandı, ağlamadı bile. Ancak annem ayağına alıp sallamaya başladı, benim beynim ise hala Ulaş’ın doyup doymadığı ile o kadar meşguldü ki… Sallayarak uyutmayacağım diyen ben sallamak yerine alternatif bir uyutma şekli bulamıyordum. Nitekim 40 gün çıkana kadar anneler yanımızdaydı ve bu süre içinde ulaş gündüzleri ayakta geceleri ise beşikte sallanarak uyuyordu. Öyle çokta sallamaya gerek olmuyordu. Bir iki pış pış uyuyordu lokumcuk. Anneler gitti. Ben beşikte salladım uzunca bir süre. Daha sonra gündüz Ulaş’ı beşiğinde uyutamamaya başladım ve nefret ede ede ayağıma yastığı aldım maalesef. İlk sefer uyudu ve aklıma böyle devam etmekten başkası gelmedi. Gündüz yastıkta sallanarak uyutuyor, artık bir iki pış pış ile uyumadığından da gece baba ile nöbetleşe beşik sallıyorduk. Ben ayakta sallamayı o kadar beceremiyorum ki, Ulaş tam uyuyacak ayağım açılıyor araya düşüyor, içimden ayakta sallama işini icat edeni hiç hoş yad etmiyorum falan. Ulaş’a aldığımız bez kundağın bir tarafını kesip bacağıma geçirdim. Bacaklarını öyle birbirine kenetledin ama çocuk uyuyunca nasıl kalkıp gideceksin diye düşünüyorsunuz biliyorum ama zaten Ulaş uyuduğu süre boyunca ayağımın üzerinde kalması gerekiyordu. En ufak bir harekette uyanıyordu. Ulaş’ı yaklaşık 1 saat ayağımda boşa salladığımı, ona rağmen uyutamadığımı hatırlıyorum. Gece beşiğine koymadan önce 4 saat boyunca bacağımın üzerinde kaldığını hatırlıyorum. Ufak ufak belim ve bacaklarım sinyal vermeye başlayınca, internette çare aramaya da başladım. Böyle çaresizseniz uyku eğitimi batağı sizi öyle bir içine çekiyor ki. Uyku eğitimi, süreci, uyku aralıkları, rutinler her türlü bilgiyi yalayıp yuttum. Bu batağa düşmüş herkesin tanıdığı, Kim West, namı diyar Sleep Lady’nin ‘İyi uykular, tatlı rüyalar’ kitabını satın aldım heyecanla. Almak isteyen varsa sakın almasın, asla çözüm sunmuyor. Kitabın ilk birkaç sayfasında derdinize deva olunacağı, çözüm ipuçlarının olacağından falan bahsediyor ama tam bir kandırmaca, ay ay bebek uykusuna dair bilgilerde başka hiçbir şey yok. Sene 2021’de orijinal satış bedeli 60TL olan 464 sayfa kitabın faydalı tek bir sayfası olmadığına emin olabilirsiniz. Uyku serüvenimize döneyim. Bir gece ulaş ayağımda fakat bir türlü uyumuyor. Kendime hakim olamayıp henüz 3 aylık olan yavruma bağırdım, bununla da kalmayıp, yastığa vurdum birkaç kez. O anı asla unutmayacağım. Ulaş ürkmüş bana bakıyordu. Önder geldi Ulaş’ı aldı. Ben odadan çıktım. Git uyu dedi. O gece sadece emzirmeye kalktım. Sabah epeydir alamadığım uykumu almış, aşırı pişman bir şekilde uyandım. Biraz dirilmiştim ama bu da sürdürülebilir değildi ki, Önder çalışıyor, her gece bu şekilde olamaz. Ben sabırsızlıkla 4. ayın bitmesini ve uyku eğitimi vermeyi bekliyorum. Ulaş’ın 3.ay kontrolünde, doktoruna uyku meselesini açtık. 4.ayı bekleme koy beşiğine, zamanla sallanmaya daha çok alışır dedi. Önder’in de gazıyla Ulaş’ı beşiğine koyup, yüzünü, vücudunu okşayarak uyuttuk. Uyuması hiç de zor olmadı çünkü zaten dışarıda epeyce yorulmuştu. Ağlamadı, sızlanmadı. Bundan sonraki gece uykusuna geçişte de aynı yöntemi denedik. En fazla 15 dakika sızlandı. Yine ağlamadı ve uyudu. Hatta ertesi gün, onu okşamama gerek bile olmadan kafasını öbür tarafa çevirip (bu duruma biraz içerlemedim değil) aralıksız uyudu. Sonunda bahsedilen uyku aralıkları kadar uyanık kalıyor ve bahsedilen kadar 2 saat falan deliksiz uyuyordu. Birkaç gün sonra gündüz uyumak istemedi, kucağıma aldım, odanın içinde dolandık biraz, uyanık ama uykulu iken bıraktım beşiğine uyudu. Oh dedim ya iyi, böyle olunca az da olsa çocuğuma dokunma fırsatım oluyor. Bundan sonra o talep etmese de kucağıma aldım pış pışladım öyle yatırdım. Sabah son beslenmesini 4-5 civarı yapardı, beslenmeden sonra beşiğine koymadım, birlikte uyuduk, böylece güzel kokusunu da içime çekebilmiş, az da olsa birlikte uyuma isteğimi tatmin edebilmiştim. Daha sonra en fazla 2-3 dakika da kucağımda uykuya dalarken bu süreler 15-20 dakikaya gece uykusuna geçişte 1 saatlere çıkmaya başladı. Benim bu sefer sadece belim değil, menisküslü sol bacağımda sinyal veriyordu. Eski güzel günlere geri dönmemiz gerekti. Ulaş’ı tekrar beşiğine koydum fakat uyuması yarım saati buldu. İlk uykusunda mızmızlanırken gece uykusunda ciddi ağlamaya başladı. Hayır daha fazla ağlatamazdım. Tamam başta güzeldi, hiç itiraz etmeden uyudu ama bu sefer öyle değildi. Muhtemelen ayakta sallandıktan sonra beşikte yalnız uyumak zor gelmedi ama kucağıma alıp uykuya geçmesi, sabah birlikte uyumamızdan sonra tekrar beşiğe dönmek istemedi. Çocuğum beni istiyordu. Ben de hem onun hem başından beri benim de istediğim gibi aldım yanıma öyle uymaya başladım o geceden sonra. İşin aslı Ulaş henüz doğmadan önce Doğal Ebeveynlik ile ilgili bin bir türlü araştırma yaptım, William Sears’ın ‘Doğal Ebeveynlik’ kitabını, tamam işte ben böyle bir anne olmalıyım diyerek okudum bitirdim. Alfie Kohn’un Koşulsuz Ebeveynlik kitabını bir çırpıda okudum. Orada dendiği gibi çocuğumla birlikte uyumayı kafaya koymuştum. Ne oldu da olaylar böyle içinden çıkılmaz gibi görünen ve çözümden çok uzak bir noktaya geldi. İlki dış sesler çocuğunla uyuma onun ölümüne sebep olursun diyordu, ikincisi ben bu dış seslerin doğru deyip demediğini düşünemeyecek ya da tekrar araştıramayacak kadar çocuğumun doyup doymadığı sorusu ile meşguldüm. Bugün ulaş ile hem gündüz hem gece birlikte uyuyorum.

Ulaş şu an 6,5 aylık ve 9 aylık olduğunda işe başlamam gerek bakıcı görüşmelerimiz devam ediyor. Bir bakıcı adayı, birlikte uyumanın, çalışacak olduğun için kötü olduğunu söyledi. Anlayacağınız muhalif sesler devam ediyor ve onlar bitmeyecek. Bu uyku meselesini ne kadar çok kafaya takarsa anne, yavrusu da uykuya geçmekte o kadar zorlanıyor. Anne emin değil ki çocuk kendini güvende hissetsin ve döndüğünde annesini bulacağına emin olarak huzurla uykuya dalsın. Önce anne huzurlu olacak. Şimdi ne yapıyorum, açsam karnımı doyuruyorum, başka ihtiyacım varsa gideriyorum, bir an önce uyuması gerek fikrini yaratacak her koşulu ortadan kaldırıp yanına uzanıyorum. Bazen uyumuyor, bazen az, bazen çok uyuyor. İşin aslı bebekler böyle uyur. Güvenerek takip ettiğim birçok anne ve uzman böyle söylüyor. Bebeklerin sağlıklı uyku için sevilmeye, güvene ve istedikleri uyku ortamını keşfedip onun yaratılmasına ihtiyaçları var. Bunun dışında ne ayakta sallanma ne kucakta hoplatma ne de beşikte sallanmaya ihtiyaçları yok. Bu çaresiz zamanda kim ile kimlerin öğretileri ile karşılaştığımız çok önemli. İnternet bebeklerin uyku aralıkları, uyuma süreleri, bir sertifika ile eğitmen olmuş uyku eğitmenleriyle doluyken, bebeklerin 3-4 yaşına kadar, belki daha uzun sürelerce, uyurken bakım vereninin desteğine ihtiyacı olduğu, bebek uykusunun kesintili olduğu, uyku süresinin çok farklı etkene (atak dönemi, diş çıkarma... vs) bağlı olarak kısalabileceği ve bunun çok doğal olduğu cümlelerine maalesef çok az rastlıyoruz. Sonra da çocuğumuz çok normalken, anormalmiş gibi davranıp geriliyor, biz gerilince çocuğumuzu da geriyor ve içinden çıkılamaz bir uyku sorununa kavuşuyoruz. En başta dediğim gibi bir bebeğin nasıl uyuyacağı, ne sıklıkla uyuyacağının hiçbir önemi yok. Yazının başlarında Ulaş’ı uyutmaktan, sonlarına doğru Ulaş’ın uyumasından bahsettiğimi fark ettim. Uyku meselesi aşırı öznel bir konu, çok fazla müdahale edilmemesi gerektiğini düşe kalka öğrendim. Sonuç olarak benim çıkardığım dersler; bebeğimin ne istediğini en iyi ben bilebilirim çünkü onun 24 saati benimle geçiyor, kendime ve bebeğime güvenmeliyim, uyku meselesini kafama takmamalı, önce kendi konforumu sağlamalıyım. Bunu okuyan anne varsa, bebek uykusunun gerçeklerini göz ardı etmesin ve bu uykusuzluk sürecinin çok ama çok kısa bir süreç olduğunu aklından çıkarmasın. (Ulaş henüz 6,5 aylık işin aslı ne kadar süreceğini bilmiyorum fakat en fazla 5 yıl sürebileceğini, onun da insan ömrü için epey kısa olduğunu biliyorum. Özellikle bebeğiniz sizi istiyorken. Hem daha ne kadar süre bizi istemeye devam edecekler ki) Böyle bebeğinize yakın, sevgi dolu bir uyku şekli varken diğerlerini özellikle uyku eğitimini göz ardı edin. Ve uyku eğitmeniyim diyenlerden koşarak uzaklaşın. Kendinize iyi bakın ve bebeğinizle birlikte uyumaya karar verirseniz, birlikte uyumak için gereken güvenlik önlemlerini iyice araştırın. Sevgiler. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar