Bebeğim doyuyor mu?




Bir günlük uzun doğum sürecinin sonunda ebe Ulaş’ı kucağıma verip, isteksiz hamleler ile beslenmesi için birkaç saniyelik destekten sonra ikimizin de başarısız olduğu kanısına varıp, mama alınmasını tavsiye etti. Beslenmezse sarılık olur ve hastaneye yatırılırmış. Mamanın hemen alınması gerektiği dışında hiçbir şey düşünmedim. Önder’e mama alınması gerek diyecektim ki zaten o da bu sırada kapıya doğru hamle yapıyor ve bir yandan koşarken bir yandan ne alınacak diye soruyor. Ne söylediğimi hatırlamıyorum. Birkaç saçmalamadan sonra benim de fikrimin olmadığını anlayıp fırlıyor dışarı. Sonra anlattığına göre mağazaya nasıl vardığını bile anlamamış, direksiyon başındayken aklından geçen sadece birbiri ardına tekrarlanan ‘çocuğum aç’ sesiymiş.

Doğum öncesinde bir yığın edindiğim bilgiye göre anne sütünün hayati önemi vardı. İlk gelen sarı renkli kolostrum kesinlikle içirilmeliydi. Bu bilgiler kafamda oradan oraya tepişiyorken, bebeğimi emziremiyor olmam kendimi yetersiz hissetmeme, çaresizlikten başka şey düşünememe sebep oluyordu.

Ertesi gün, Muğla Sıtkı Koçman Eğitim ve Araştırma Hastanesinden çıkmadan önce, nöbet değişimi sonrası son kontrolleri yapmak için Dilek ebe geldi. Gerginliğim yüzüme yansımış olacak ki, kadıncağız neyin var diye sordu. Ağlamaklı, memeyi tutturamadım, emziremiyorum, mama ile besleniyor dedim. Kontrol ettikten sonra emzirmene engel bir durum yok neden emziremiyormuşsun ki dedi. Aldı Ulaş’ı annemin kucağından, tutturdu memeyi. Yavrumun bir emişi vardı ki gözümün önünden gitmeyecek anlardan biri. Bir saat kadar emdi, uyuyakaldı. Gitmeden Dilek ebeye teşekkür ettim. Ne hediye alırsam alayım bize yapığı iyiliğin karşılığını veremeyeceğimi bilsem de bir dahaki gidişimizde ufak bir hediye götürdüm. Dilek ebe anneler gününde de aklıma geldi. Ne kadar kıymetli bir yardımda bulunduğunun farkında bile değil. Her aklıma geldiğinde minnetle anacağım kendisini.

Eve döndüğümüzde günlerden Cuma idi. Pandemi sebebiyle hafta sonu yasakları vardı. Evde ilk emzirmede sanki başarmış gibiydim. Ulaş beslendikten sonra uyuyakalmıştı. Akşama doğru Ulaş ağlamaya başladı. Zaten yetersizlik hissi emzirme özgüvenimi yeterince düşürüyor, Ulaş’ın üzerine bir de ağlamasından sonra elim ayağıma dolandı. Gerginlikten azıcık yerine gelmiş annelik güvenim geri kaçtı. Mamaya sarıldık. Süt sağma makinesi alıp, kolostrum denen sütü kaşıkla da olsa verdik. Şu hafta sonu geçse de evimizin yanındaki sağlık ocağına varıp bir ebeden yardım istesem diye bekliyorum çaresizce. Bu sırada emzirememeye, çaresiz hissetmeye devam ediyorum. Ulaş’ın gözleri bana, ne biçim annesin tek ihtiyacım doymak onu bile beceremiyorsun diyor. Ulaş’ın gözlerine baktıkça gözlerim sulanmaya devam ediyor.

Çaresizlikle geçen günlerden sonra nihayet hafta döndü. Pazartesi saat sekiz buçukta sağlık ocağı kapısındayım. Doktorlar henüz gelmemiş, ben zaten ebe arayışındayım. Neyse ki ebe gelmiş. Bana bebeğimi emzirmeyi öğretecek biri lazım dedim. Hiç emmedi mi? Sadece mama mı yiyor? Ama böyle olmaz. Anne sütü çok sağlıklı… Anne sütünün faydalarını anlatmaya devam ederken, sözünü kestim. Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Tavsiyeye ihtiyacım yok. Bebeğimi emzirmeyi öğrenmek istiyorum dedim. Sanırım çaresizlik gün yüzüne çıktı ve derdim anlaşıldı. Sonra epey destek oldular sağ olsunlar. Ertesi gün tekrar gittim. Oluyor mu, besleyebiliyor muyum? Kontrol etsinler diye. İki haftalık süre içinde nihayet daha iyiydik artık.

Birkaç zaman sonra, Ulaş’ın çok gergin olduğu bir gün, gerginlikten beslenmek bile istemediğinden, sütü sağıp verecektim. Fakat o ağladıkça ben gerildim diye mi nedir? Üzerinden iki saatten fazla zaman geçmesine rağmen süt gelmiyordu. Haydi! Nerde benim formül mamam? Hadi Önder koş getir, çocuğum aç diye başa döndüm üçüncü ay civarında. Doktorunu aradım. Sık sık emzir dedi. Daha önce sadece uyandığında besleniyordu, uyarıdan sonra uyumadan önce de beslemeye başladım. Kontrolde Ulaş tartıda bir kilo almış görününce artık öyle böyle Ulaş’ın doyduğuna dördüncü aylar civarında emin olmaya başladım. Hala arada bir o daha talepkar olduğunda acaba… diyorum içimden.

Bir çocuk hekiminin paylaştığı ve yaşadığı tecrübede, evlat edinen bir annenin emzirme sondası sistemi ile birkaç hafta sonra göğüslerinden süt geldiği, çocuğunu kendi doğurmamasına rağmen kendisinin besleyebildiğini öğrenmiştim. Bu çocuğunu doyuramadığını düşünen benim gibi anneler için müthiş bir bilgi. Kediler, köpekler ne bileyim inekler sütüm geliyor mu diye endişelenmeden sadece memelerini sunuyorlar bebelerine. İnsan neden bu kadar sorguluyor? Neden kendinde doğuştan var olana dahi güvenmiyor? Neden kendimizi bir miktar akışa bırakamıyoruz? Tüm bu soruların cevabını bilmiyorum ancak bu süreçten, kendime kızmanın, kendimi eleştirmenin ne bana ne yavruma bir faydası olmadığını öğrenerek çıktım. Böyle endişelenen birine ilaç gibi gelen tek şey ise ‘saçmalama, senin sütün var, çocuğun doyuyor, doymasa altını ıslatmaz’ gibi destek cümleleri kuran anlayışlı biri ya da birilerinin varlığı. Benim yanımda eşimin annesi vardı ve neyse ki bu konuda desteğini hiç esirgemeden aynen yukarıda bahsettiğim cümleleri kurdu.

Bebeğinizin doymadığını mı düşünüyorsunuz, göğüslerinizde süt yokmuş gibi mi geliyor? Üzülmeyin. Bunalmayın. Saat başı besleyin, ne bileyim yarım saatte bir besleyin. Bir çocuk hekimi arkadaşıma yine sorunumu açınca, ‘Ne masaj ne doğru beslenme, bol bol emzireceksin, bir de sonuçta süt sıvı olduğundan bol bol su içeceksin, unutma Afrikalı anneler bile o susuzluğun içinde bebeklerini besleyebiliyorlar ‘demişti.

Şu satırları okuyan bir anne varsa ve biraz olsun benim tecrübelerimden ders alabiliyorsa, ne bileyim biraz olsun içi ferahlamışsa kendimi aşırı mutlu hissederim. Nasıl zor bir deneyim olduğunu yaşayarak öğrendim. Umarım doğum öncesi araştırmaya fırsatınız olmuştur. Umarım çelik gibi ruh haliniz vardır da bu süreci benim yaşadıklarıma benzer tecrübeler ile atlatmak zorunda kalmaz, bebeğinizle huzurla geçirirsiniz. Unutmayalım, bebeğimizi doyuracak, ona huzur verecek, ona iyi hissettirecek her şey zaten bizim bedenimizde, varlığımızın ta kendisinde zaten mevcut.

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar